24 Eylül 2017 Pazar

DUA


Allah'ım, aklımızı, ilmimizi, sevgimizi, ömrümüzü ve rızkımız artır, Kendi huzurunda da, kullarının yanında da mahcup etme, senden başkasına muhtaç da etme.
Sen her şeye kadir olansın; akraba, dost, arkadaşlarla birlikte çocuklarımızın da aklını, ilmini, sevgisini ve makamlarını artır.
Allah'ım, affına, merhametine ve lütfuna sığınan ve affettiğin kulların arasına bizleri de dahil et..
Ülkemizi, Yurdumuzu, Milletimizi birlik beraberlik içinde huzur ve güven içinde yaşamasından geriye gidiş; ayrışma veya bölünme tehditlerine imkan ve fırsat verme.

20 Haziran 2017 Salı

BİLİYORMUSUN GARDAŞ


Hep bizim çocuklar ölüyor .
Üniversitede kavgada yine bizim çocuklar atılıyor ve şehit oluyor. 
Biliyormusun gardaş ;
İçim çok acıyor. İşsiz olan, canı yanan hor görülen, ekmeğe muhtaç olan hep bizim çocuklar.
Tek suçları Türkiye Cumhuriyetini karşılıksız sevmeleriydi.
Çünkü biz asi çocuklardık. Yoktur bize vatandan başka yàr ve Allah'tan başka aşk.
Üzülme can ! Bizim çocuklarımız Bozkurt olacak, Yine aşk vatan olacak !
Biliyormusun gardaş ;
Üzülme yine biz öleceğiz !
Farkımız gabarda , Cudi dağında,
Kandilde ve Türk bayrağının dalgalandıgı her yerde adam gibi biz ve bizim çocuklarımız ölecek Ey Hak !

16 Haziran 2017 Cuma

Allah'ın insanlara gönderdiği dinin temel amacı

 Allah'ın hiçbir ihtiyacı olmadığı halde, insanlara kendisine ibadet adı altında çeşitli ritüeller yaptırarak kazanç sağlamak değil, iyi insan ve iyi toplum yaratmaktır. Din bu dünya içindir, her zaman bireysellikten toplumsalığa geçişi amaçlar.
Eğer ortada etik kurallar, ahlak ve hukuk yoksa, bireysel istisnalar kaideyi bozmadan, din sadece riya ve ritüelden ibarettir ve bu şekilde de din denilen şey dinsizliğin ve kötülüğün ta kendisi olur.
Demek ki neymiş; öncelikle evrensel etik değerler, yerel ahlaki değerler ve hukukun üstünlüğü...
Din, topluma bu değerleri sağlamıyor ve yerleştiremiyorsa, o dinde, dindarlarında veya din adamlarında büyük sorun vardır. Birilerinin sırf Müslüman olduğu için bu değerlere sahip olduğunu sanması, bugün yaşandığı gibi dinsiz, cahil, ahlaksız ve adaletsizlik içinde kaos ve anarşiyle yaşayan toplum oluşturur

BAŞBUĞDAN TARİHİ NASİHAT

"Türk milletine Bizans'tan geçme bir hastalık vardır. Gevşeklik, laubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele laf söylemek... Bu hastalık sizde de var bu hastalığı tedavi etmeniz lazımdır. Bu hastalığı tedavi etmezseniz, kendinize yol seçiniz, Milliyetçi Harekette bir saniye daha fazla kalmayınız. Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz, her şeyden önce vasıflı Türk olmaya mecbursunuz. Türk milletini batıran, Bizans'ı batıran, Osmanlı İmparatorluğunu batıran hastalık budur."

“Şehit Şenay Aybüke Yalçın öğretmenimize..

Ey Aybüke... Aysultan; Kader deyip geçmek zor!
Kader kader tamam da, bu şekilde göçmek zor!
Kader mi, kahpelik mi bunu bile seçmek zor!
......Sen erken kurban olmuş, henüz körpe kuzusun,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Düşünsene Aybüke öğretmen oldum derken,
Ne kadar sevinçliydin oralara giderken!
Şehitler kervanına erken katıldın erken...
......Uğrunda güneş batan hilâller yıldızısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
“Ora vatan değil mi? elbet giderim „ dedin,
Bu vatanı sevmenin bedelini ödedin!
Hizmetine karşılık kahpe kurşunlar yedin,
......Kargaların oyduğu bu Milletin gözüsün!
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın…
Söylediğin türküyü dinlerken dondum bir an!
Bu kadar mı insanı haklı çıkartır zaman!..
Evet sana kıyanda ne din varmış ne iman...
......Sen ise ehl-i vatan, Türk‘ün güler yüzüsün,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Demişsin ki Aybüke; “Ne kadar korkarsan kork,
Ölüm bu gelecekse yapılacak bir şey yok..„
Çok haklısın be kızım, çok haklısın inan çok!
......Belli ki imanınla kaderine razısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Ülkücüydün Aybüke, bu yanını görmezler!
Eteğine laf eder, bu konuya girmezler!
İnan onlara kalsa şehitlik de vermezler!
......Halbuki sen şehitler ocağının közüsün,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
On beş temmuz da ölsen kıymetin bilinirdi!
O zaman senin için tam şehit denilirdi!
Ne arkandan laf olur, ne hakkın yenilirdi!
......Ama bugün bak üç-beş zındığın sakızısın!
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Bırak, olsun, aldırma, Seni bilen biliyor,
Senin acın Milletin ta bağrını deliyor,
Bak rengi tazelendi, bak ay-yıldız gülüyor,
......Artık sen o bayrakta beyazsın, kırmızısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Ne zaman ki Türklerin, düşmanları azmıştır,
Onlar ancak hep kendi kuyusunu kazmıştır!..
Çünkü Türk tarihini, kanı ile yazmıştır,
......Sen benim Milletimin alnındaki yazısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Sen ki kara talihi seçerek giden yavrum,
Kefenini eliyle biçerek giden yavrum,
Meleklere karışıp uçarak giden yavrum,
......Her Türk senin ismini yüreğine kazısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Söz verenler sözünü acaba neden tutmaz?
Artık boş boş nutuklar, bu Arif‘i avutmaz!..
Türk olan şehidini unutturmaz, unutmaz!
......Sen Türk‘ün bağrındaki unutulmaz sızısın,
......Sen benim ülküdaşım, Sen şehit Türk kızısın...
Ozan Arif
11 Haziran 2017
Samsun

DİN VE TOPLUM

Allah'ın insanlara gönderdiği dinin temel amacı; Allah'ın hiçbir ihtiyacı olmadığı halde, insanlara kendisine ibadet adı altında çeşitli ritüeller yaptırarak kazanç sağlamak değil, iyi insan ve iyi toplum yaratmaktır. Din bu dünya içindir, her zaman bireysellikten toplumsalığa geçişi amaçlar.
Eğer ortada etik kurallar, ahlak ve hukuk yoksa, bireysel istisnalar kaideyi bozmadan, din sadece riya ve ritüelden ibarettir ve bu şekilde de din denilen şey dinsizliğin ve kötülüğün ta kendisi olur.
Demek ki neymiş; öncelikle evrensel etik değerler, yerel ahlaki değerler ve hukukun üstünlüğü...
Din, topluma bu değerleri sağlamıyor ve yerleştiremiyorsa, o dinde, dindarlarında veya din adamlarında büyük sorun vardır. Birilerinin sırf Müslüman olduğu için bu değerlere sahip olduğunu sanması, bugün yaşandığı gibi dinsiz, cahil, ahlaksız ve adaletsizlik içinde kaos ve anarşiyle yaşayan toplum oluşturur.

22 Nisan 2017 Cumartesi

TAVŞAN DEMOKRASİSİ, TENCEREDEKİ KURBAĞA SİSTEMİ


Birçoğumuz halen anlam veremiyor, nedenini kavrayamıyor, bir ümitle düzeleceğini umuyoruz.
Sadece Türkiye’de değil birçok ülkede Küresel Sömürgenlerin istekleri doğrultusunda ekonomik ve sosyolojik uygulamalarla yeni sistemler kuruldu. ABD’li Francis Fukuyama’nın dünyada liberalizmin egemen olması zorunluluğunu ilan etmesi ve Samuel Huntington’un Medeniyetler çatışması teziyle, küresel sömürgenler kolları sıvayıp, adına neoliberalizm diyebileceğimiz bir sitemle serveti tabandan tavana pompalayıp, sermayeye hükmedip, küçük azınlıklar ve maraba, köle haline getirilmiş büyük kalabalıklar oluşturma yoluna gittiler. Bu sistem birilerinin lehine halen tıkır tıkır işliyor.
Zenginlik usulca tabandan tavana pompalanırken, elimize karın tokluğumuzu ve bir de yalanlara yanlışlara boğulmuş dini tutuşturup; eğitimsiz, yeteneksiz, amaçsız, idealsiz, milliyetsiz, organize olamayan sadaka toplumu yaratılıyor. Bunun doğal sonucu olarak cemaatler, tarikatlar gırla gidiyor ve bu yolla da imtiyazlıların zenginlik, güç ve nüfuzlarını güçlendiriyorlar.
Vatandaş, ilkokul 2. sınıfta başlayan sınavlara, çocukların gençlerin eğitim adı altında beyinlerinin harap edilmesine anlama veremiyor, her geçen gün yaşam alanının daraldığını, kendisi, ailesi, ülkesi hakkında karar mekanizmalarından usulca tecrit edildiğini ve bu yolda ne kadar mesafe kat edildiğini göremiyor.
Onlarca televizyondan yapılan dini yayınlarla kendisini Allah yerine koyup eline sadece inanç ekmeğini verenleri, amaca uygun algı yönetimi yapanları ve manipülasyon ustalarını, bunların asıl patronu olan, bu dünyayı dizayn etmeye çalışan neoliberal sömürgenleri ve yerli uşaklarını göremiyor, bunların ağında ağında sadece sıradan bir balık olduğunu kavrayamıyor.
Bugün itibariyle üniversitelerin, en iyi ihtimalle sadece karın tokluğuna bu sömürgenlere hizmet için maraba yetiştirmek amaçlı kurumlara dönüştüğü anlaşılamıyor. Kaldı ki karın doyuran üniversite de sadece bazı üniversitelerdir. Çoğu üniversite de sistemin marabalarını belirli bir yaşa kadar oyalayıp, iyice çaresiz bırakmak için vardırlar.
Bana inanmıyorsanız etrafınıza, dönüp bir kendi çocuklarınıza, yakınlarınızın çocuklarına bakınız.
Üniter yapılar bitiriliyor/bitirildi, millet kavramı geri bir düşünce ilan ediliyor/edildi, herkes yalnızlaştırılıyor. Çünkü sistemi kuran ve çalışmasını sağlayan, her hükümeti, her partiyi dizayn eden küresel sömürgenler için marabanın, kölenin milleti, devleti, partisi, cinsiyeti, mensubiyeti iğne ucu kadar önem arz etmemektedir.
Demem o ki; tencerede usul usul haşlanan kurbağalar olduk. Haşlandık, zıplayamıyoruz, uyanamıyoruz, çaresiz, takatsiz bırakıldık...
Haaa; bir de demokrasi denilen, sadece sandıktan çıktığına inanılan/inandırılan bir teranemiz var ki, kimsecikler dip ve taban sınırlarını çizemediği gibi tanımlayamıyorda. Demokrasi denilen bu kavram körlerin fili tanımlamasına benziyor; karnına dokunan duvar, kuyruğunu tutan süpürge diyor.
Birilerinin önceden seçip belirlediği kişilere "oy" denilen kağıdı verince, kendi yönetimimizi seçtiğimize, demokrasiye sahip olduğumuza inanıyoruz/inandırılıyoruz nasıl oluyorsa. Bir de büyük beklentiler içine giriyoruz ki deme gitsin...
Bu sandık demokrasisine inanıyorsanız, şapkasından tavşan çıkaran