5 Nisan 2014 Cumartesi

BAYRAK DÜŞÜNCELİ RÜZGAR KÜSKÜN

Bayrak üzgün, rüzgar bitkin
Sessizliğin ortasında bir akşam üstü. Güneş küskünce batıyor. Son bir bakış atıyor, sonra başını önüne eğercesine batmaya devam ediyor.
Üzerinde tarih boyunca milyonlarca şehidin kanını taşıyan bayrağımız, düşünüyor, üzülüyor... Rüzgar da küsmüş, bir zamanlar benden daha hızlı esenler, benden daha iyi kükreyenler, benden daha iyi savuranlar, Türkler...Nerede..? diyor fısıldayarak. Ama üzerinde çok ağır yük taşıyan bayrağımızı kaldıracak kuvveti bulamıyor kendinde. Rüzgar halsiz, rüzgar küskün, rüzgar ümitsiz...
Bayrağımız kızıyor haliyle, asırlardır ben vardım, göklerdeydim, ben ay ve yıldızdım, Türk'ün damarlarındaki kandım, asırlardır Türk'ü izledim, çok sevinçli günlerim oldu,üzüldüğüm günler de oldu, ama hiç umutsuzluğa kapılmamıştım diyor...
Ve titriyor birden bayrağımız, rüzgar bir gayret kaldırmaya çalışıyor omuzlarını, ama rüzgar bitkin... Morali çökmüş, onun ilacı Türklerdi elbet, vatanını umursayan Türkler, uyumayan Türkler.
Sokaklar sakin, millet geçim derdinde. Uyuşturulmuşlar adeta, evet uyuşturulmuşlar. Geçim derdine sokmuşlar onları, eskiden ekmek topraktı, su özgür gök yüzüydü, geçim vatandı... Şimdi her şey para oldu, ekmek para, su para, vatan...para ! Umurlarında değil adeta, evet, sanırım umurlarında değil...
Minareler, asrın hayal kırıklığı ile duruyorlar orada. Camiler, İslam asrın hiç bir döneminde bu denli haince kullanılmamıştı, çıkarlar uğruna. Bu kadar istismar edilmemişti hayasızca,minareler, camiler... Türk'ün adaletini beklercesine dimdik,ayakta,bekliyorlar.
Baştakiler gaz almak için konuşuyorlar, esmeye çalışanlar yarın öbür gün, büyük ihtimal bunu da unutacaklar... Umarım unutulmaz, Bilge Kağan'ın öğüdünü tutarlar umarım, titreyip kendine döner Türk...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

.