8 Mart 2014 Cumartesi

YAĞMUR KOKUSU

 Taze Yağmur Kokusu
İki gündür aralıksız yağmur yağıyor. Hava soğuk… Kış, misafirlik örtüsünü çıkarıp atmış üzerinden. Hayat sersemi gözlerim yeni bir güne daha açılıyor… Taze ekmek kokusuyla ısınayım diye evden çıkıp mahalle fırınına yol alıyorum. Gözümün dokunduğu her şey ıslak…
Dışarda kimsecikler yok. Vakit henüz erken… Bulutların ardına gizlenmiş gökyüzünden okkalı bir nefes çekiyor, canım sıkılmasın diye …hiçbirini tam bilmediğim şarkılardan mırıldanıyorum… Caddenin biraz uzağında kalmış, az ilerdeki çamurlaşmış boş araziyle rastlaşınca birden karıncalar geliyor aklıma. Acaba yağmurlu havalarda, tırnaklarıyla kazıyıp bin bir güçlükle kurdukları yuvaları su alıyor mudur?
Karıncalar için endişelenirken adımlarımı hızlandırıyor, yarım kalmış yoluma devam ediyorum…


 (!)
İnsanları anlamak gerçekten çok zor… Son teknolojiye uygun zırh yapıyorlar ardından o zırhı delebilecek mermi. En güncel ve pratik yazılımlar geliştiriyorlar sonra onları kıracak program. Ölümsüz olmayı arzuluyorlar ama daha fazla yaşamak için birbirlerini yiyorlar…
YAĞMUR BEREKETTİR
Evlerde un yoksa karılmaz hamur
Yağmur için dua düşsün diline
Kara bulutlardan boşandı yağmur
Yağmur berekettir böyle biline.

Yağmayınca yağmur topraklar çatlar
Su geçirmez olsun giyilen botlar
Yağmurla birlikte yeşerir otlar
Yağmur berekettir böyle biline.

Yağmur dilimdedir hep hece hece
Yağmuru istedi kral ve ece
Sesini dinledim bütün bir gece
Yağmur berekettir böyle biline.

Karanlıkta kalan yolu bulur mu?
Oksijen olmadan canlı solur mu?
Yağmur yağmadan buğday olur mu?
Yağmur berekettir böyle biline.

Yıllar kurak geçti canımdan bezdim
Yağmur yağmasını önceden sezdim
Şemsiyemi açtım yağmurda gezdim
Yağmur berekettir böyle biline.
Yağmur berekettir,umuttur,sevgidir,hayattır,sabırdır..! Yağan yağmur ıslatmaz onları Yalnızdırlar belki ama kardeşleri umuttur..! Gülmese de yüzleri,sevilmese de garip yürekleri;hep umut eder,beklerler Sevmeyi çok severler.Yağmur bitmeyen bir aşk hikayesidir....!! Buyrun yağmur seyrine...!!

ÇANAKKALE'DE YAŞANMIŞ BIR OLAY

ÇANAKKALE'DE YAŞANMIŞ BIR OLAY 

> Bu Millet o zamandan bu zamana hangi özelliklerini 
>kaybetti ve ısrarla 
>kaybettirilmeye devam ediyor da bu hale geldi düşünmek gerek... 

> Çanakkale Savaşı sırasında Koca dere köyünde büyük bir sargıyeri 
>kuruluyor. 
>Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı , Kimi Gürünlü, Kimi Halepli 
>çok sayıda yaralı getiriliyor... 

> Bunlardan biri Lapsekinin Bey baş Köyündendir ve yarası oldukça 
>ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. 

Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. 

Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. 

"Ölme ihtimalim çok fazla... Ben bir pusula yazdım...Arkadaşıma ulaştırın..." 

>Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: 
>"Ben... Ben köylüm Lapsekili İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç 
>aldıydım... Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını 
>helal etsin" 

>"Sen merak etme evladım" der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını 
>eliyle okşar. 

>Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de "söyleyin 
>hakkını helal etsin" olur... 

> Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. 
>Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. 
>Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. 
>İşte yine bir künye veyine bir pusula.Komutan göz yaşlarını silmeye daha 
>fırsat 
>bulamamıştır.Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. 
>Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz... 

> PUSULADAKİ NOT: 

>"Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi 
>beni göremedi.Biraz sonra taarruza kalkacağız.Belki ben dönemem.Arkadaşıma 
>söyleyin ben hakkımı helal ettim." 

> Siz bu olayın neresindesiniz? 

>Türklük davası güdüp de ecdadın ayaklarındaki toz olamayanların, vatan 
>millet sevdasında olup ülkeyi yiyip bitirenlerin ve yetim hakkına bile göz 
>dikip; haksızca hak iddia edenlerin.....................

İBRETLİK BİR OLAY

Şehir içi dolmuşların birinde 20 yaşlarında ince elbiseler giyinmiş genç bir kız utanma duygusunu parçalar bir şekilde açılıp saçılmış fitne sergiliyordu. Arkasında saçı sakalı ağarmış ihtiyar genç kızın halinden dolayı arkasında utançla oturuyordu. Kızın kulağına eğilerek edeple şöyle fısıldadı:
Kızım sana yakışan örtünmektir. Tesettür, insan kurtlarının iştahını kabartan bu şeffaf elbiseden daha faziletlidir. Hem bu hayâyı parçalar fitneye sürükler.
Genç kız şöyle dedi: 
Sana ne kabrime benimle beraber mi gireceksin, cennete ve cehenneme koymak senin elinde mi? Kız ahmaklaşmış adamın üzerine gitmeye başlamıştı. Sonra cüreti ve utanmaz tavırlarını artırdı adamla alay ediyor şöyle diyordu: Al işte cep telefonum Allahı arada bana cehennemde hangi odayı ayıracağını söyle. Kız çirkin bir kahkaha attı. Adam çekindi Allaha sığındı Allah bana yeter o ne güzel vekildir dedi ve sustu.

Bu cahil kıza nasihat edeceğine pişman oldu. Sessiz geçen 10 dakikadan sonra şoför durağa gelmiş herkes inmeye başlamıştı herkes genç kızında inmesini bekledi. O arabanın kapısının yakınında oturuyordu ve uyuyup kalmıştı. Adama onu uyandırmasını söylediler. Adam çekinerek onu hafifçe sarstı ve oda yere seriliverdi. Ruhunu yaradanına teslim etmişti. Yolcular gördükleri duruma hayret ederek titrediler ve biz Allahtan geldik ona dönücüleriz diyerek istirca ettiler.
Genç kız yaratıcısıyla alay etmişti. İşte cep telefonum demişti, Allahı ara bana cehennemde hangi odayı ayırıcağını söyle diyordu. Rabbine doğru yola çıkmıstı. İşte hayatı rabbiyle dalga geçtiği sırada sonlanmıştı. Bu ibret tablosu şu hadisi hatırlatıyor. Şüphesiz kul ucunun nereye nereye varacağını düşünmeden Allahı gazaplandıracak bir söz söyler bu sayede cehennemi boylar.

DÜNYADA MUTLULUK

 MUTLULUK 


Mutlu olmak bütün insanların tek arzusudur. Mutluluk fıtrata, cinsiyete,nefse, ve zevke,göre degişsede hedef birdir; oda sevinmek ve huzurlu olmaktır. 
İnsan için huzur gönülle bulunacak ve tadılacakbir şeydir.Huzur sebepleri her gönüle göre degişir.Bir gönüle acı veren şeyler, digerine tat verebilir. Bir gönlün kaçtıgı ve korktugu şeylere digeri ünsiyet ve muhabbet bulabilir.Bir gönlün sıhhat ve zenginlik içinde buldugu huzuru digeri hastalık ve fakirlik halinde yakalayabilir.Huzura giden yollar 
hakkın fıtratı adedince farklıdır. 

Konumuz yüce ALLAHın dostlugu için yaratılan insanın huzuru ve mutlulugudur. Dinimizde mutluluk insan için bir hayel degildir.Ohayat olarak hazırlanıp önümüze konmuştur: 
Mutluluga giden yol açılmış, ulaşma şekli ögretilmiş örnekleri gösterilmiştir. 

Bu mutluluk gönlün yüce ALLAH ile huzur buldugu iman, sevgi,ve edep yoludur. B u yolda acı tatlı herşey mutluluga hizmet eder.Zaten mutluluk sevgili için çekilen çile ölçüsünde tatlı olur. bunun için peygamberler ve aşıklar yüce dosta giden yolda çile çekmeyi rahatlıga tercih etmişlerdir. 

Ancak insan nefsinin bir özellligi var;o da aceleyi sevip kolayı tercih etmesidir.Nefis aceleci bir özellikte yaratılmıştır. Ayette belirtildigi gibi: 
"İNSAN HAYRI İSTER GİBİ ŞERRİ İSTER ;çünkü o çok acelecidir."isra 17/11 
bir anlık geçici zevk ugruna gelecekte bulacagı ebedi saadeti terkeder. Bunun için dünya der mevla demez haramlarda ki tada yönelir, hayırların sonunda saklı cenneti görmez. 
Bu dünyadaki seviçler, sevilen şeyin özelligine göre uzun veya kısa sürer. İnsanda okadar mutlu olur. 
Asıl mutluluk insanın bütün zamnaına ve varlıgına yansıyan mutluluktur. Mutlu insanın bütün zamanları ve vucut azaları ulaştıgı mutluluktan payını almalıdır. 
Mutluluk veren şeyden insanın nefsi sevindigi kadar, ruhuda sevinmelidir. Bedeni rahat ettigi gibi kalbide huzur bulmalıdır.Mutluluk vucutta dengeli bir şekilde paylaşılmassa, 
geçici bir zevk olur;bir taraf gülerken diger taraf aglar 
Dinimiz dengesiz bir mutluluktan sakındırmaktır;manevi hayat gibi madi hayatında düzenli ve güzel olmasını emretmektir. 
insanın üzerinde nefsinin hakkı oldugu gibi ruhunda hakkı vardır. Karnı gibi kalbide gıda ister. Bedeni gibi gönlü de rahatlık arar. Ayrıca ailemizin ve çevremizin de bizde hakkı vardır. 
üzerimizdeki en büyük hak yüce yaratıcımızındır. 
bir kimse bütün bu hakları korumadan mutlu ve kutlu bir insan olmaz.

YAĞMUR DAMLASI

Hiç yağmurla başbaşa kaldınız mı? öyle güzeldir ki onu doyasıya dinlemek herbir damlanın yere vurup sonrada tekrar yukarı sıçrayarak etrafa saçıldığını izlemek,doyamazsınız bu güzelliği izlemeye .Şu anda derin bir sessizlik var ,yağan yağmurun herbir damlasının sesini
duyabiliyorum öyle güzel huzur veriyor ki insana .Hele de yağmurdan sonra doymuş toprağın o mis gibi kokusu yok mu koklamaya kıyamazsınız bitecek sanırsınız .Aslında o koku toprağın mutluluk kokusudur, doymuştur çünkü yaprakları, dalları, böcekleri ona sığınan bizim göremediğimiz bilemediğimiz bütün nefes alan canlılar .Toprak anadır, koruyucudur bizler gibi sakınır o da ona sığınanları içine çeker saklar zarar görmesinler diye, bizler üzerlerine bastıkça çığlık atar ama herşeye rağmen okadar güçlüdür ki hep var olur.Var olur ki onda yaşayan canlılar yaşasınlar bizi de yaşatsınlar.Yağmur berekettir,temizliktir, ilaçtır,nefestir,güzelliktir hayattır ,arınmak ve yeniden doğmak tır. Yağmurumuz hiç bitmesin suyumuz tükenmesin dünya üzerinde nefes alan hiçbir canlı çaresiz kalmasın.Yaşadığımız dünyanın kıymetini bilelim bizden sonra ki nesillere de yaşanası onlara layık bir çevre bırakalım.Mutluluk herkesin hakkıdır… 
Yağmurun altında sırılsıklam ıslanmak çok büyük bir zevktir. Bu yüzden benim hiç şemsiyem olmadı. Asla bir şemsiyem olsun da istemedim. Güneşin tadını çıkartıyoruz da neden yağmurun tadını çıkartmıyoruz? Yağmurun suçu ne?

Yağmur berekettir. Yağmur toprak kokusudur. Yağmur yeşermektir. Yağmur yeniden can bulmaktır. Yağmur hayattır. Hep merak ederim yağmurdan neden kaçarız? E hani yağmur bereketti? Kaçmak neden? Yağmurlu gün pazar gününe denk gelmişse o yağmura doyum olmaz. Kimse çıkmaz sokağa, sokak senindir. Sarıl bütün ağaçlara ağaçlar senindir. Git parka, kimsecikler yok park senindir. Parkta hiç çocuk olmaz tek başına koştur yağmurun altında. Benim gibi yağmuru seven insanlarla sokağı, parkı, ağaçları paylaşmak istiyorum. Büyük şehirlerde pazar günleri her yerde, semtte, parkta, sahilde sokaklar hınca hınç insan kaynar. Adına tatil derler, gezmek derler. Bence hiçte öyle değil. Sadece güneşli ve sıcak pazar günleri mi tatil olur? Yağmurlu günler de tatil ve kalabalık olsun istiyorum. Yağmurdan korkmamak gerektiğini öğretelim istiyorum. Sizi okşayan yağmur tanelerinden korkmak olur mu hiç?

Yağmur berekettir dedik. Gerçekten berekettir. Toprak ana açmış bağrını hayat kaynağını bekler. Yere düşen ilk damlayla birlikte içine kana kana çeker. Bahçeşehir'e düşen yağmur Edirne'de filiz verir. Toprak ondan buharlaşan suya tekrar kavuşur. Yağmurla sulanan topraklar bize her türlü sebze, meyve, oksijen, besin, nefes vs. olarak geri gelir.

Yağmur toprak kokusudur, dedik. Yağmurla toprak yıkanır. En güzel kokuyu salar gökyüzüne. O güzel koku bulutlara eşlik eder. Bulutlarla gezer dünyanın dört bir yanını sonra memleketime gelir yine dağlara çarpar ve Ardahan platosunda benimle buluşur. Yağmurdan sonraki toprak kokusuna beş yıldır hasret kaldım. Ardahan'da yağmur yağınca duyduğum toprak kokusu duymak istediğim tek şey.

Yağmur yeşermektir, dedik. Yağmursuz geçen aylarda toprak çatlar. Çığlık atar da biz anlamayız. Çığlıklarını bir tek gökyüzü işitir ve cevabını yağmur tanelerine yükler, gönderir. Yağmur yağar yağar yağar yağar toprak suyuna doyunca, kesilir aniden yağmur. Toprak ana da gökyüzüne cevabı geciktirmez. Çatlakları iyileşmiş, yarası kapanmıştır. Meyvesini hemen verir. Yeşererek renk cümbüşü yaratarak gökyüzünü kendine hayran bırakır. Gökyüzü seyre dalar.

Yağmur yeniden can bulmaktır, dedik. Karadeniz'de çamdan düşen bir koza toprağa kavuşur. Toprağına kavuşan koza körpe bir fidan olmak üzere yağmurla hayat bulur. Hayat bulması için gereken süreyi biz ona verirsek tabi.

Yağmur hayattır, dedik. Bunu anlatmak için ben kelimelerim yetmez. Yeşeren ağaçlar, çiçekler, canlılar, toprak aslında bütün doğa bunu anlatıyor. Doğaya bakınca görebiliriz.

Son olarak size çok büyük bir sır vermek istiyorum. Yağmurdan sonra açan ilk güneş bizi gençleştiriyor, güzelleştiriyor, sağlığımıza kavuşmamızı sağlıyor. Ancak bunları kimin için yapıyor biliyor musunuz? İlk yağmurda şemsiye açmayanlara yapıyor. Benden söylemesi. Yağmur tanelerine haksızlık yapmayalım.