24 Şubat 2015 Salı

VATAN TOPRAĞI KANLA KORUNUR, KANSIZLIK EDEREK KADERİNE TERK EDİLEMEZ

Süleyman Şah Saygı Karakolu yurt dışında bayrağımızın dalgalandığı tek vatan toprağı idi.
Artık böyle bir yer yok!
Tek kurşun dahi sıkılmadan bu vatan toprağını kaybettik!
Üstelik "büyük bir gurur" vesikası olarak aynı karakolu, başkalarına mahal vermeden kendimiz yok ettik!
Bu açıdan 22 Şubat 2015 tarihi Türk Milleti açısından kara bir gün olarak kayıtlara girmiştir.
Sınırlarımız dışında bulunan tek vatan toprağı olan Süleyman Şah Saygı Karakolu "kaderine terk edilerek" geride bırakılmıştır.
Süleyman Şah Türbesi, AKP iktidarının talimatıyla boşaltılmış, mezarlardaki naaşlar alınmış ve türbenin içerisinde bulunduğu alan patlatılarak imha edilmiştir!
Böylesi bir utanç tablosunu AKP sonunda Türk Milletine yaşatmıştır.
Küçük bir vatan toprağını dahi korumaktan aciz kalanlar, ucuz kahramanlık masallarıyla binlerce yıllık Türk tarihinin şerefli mazisine kara bir leke çaldılar.
* * *
Son personel değişimi ve tahkimatı yaklaşık 11 ay önce yapılan ve bu tarihten sonra doğrudan ulaşım kaynakları kesilmiş olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'nu "imha ederek geri çekilmek" bu milletin sinesine çekebileceği bir durum değildir.
Bu anlayışı bizim tarihimizde görmek mümkün değildir.
Yakıp yıkarak geri çekilmenin ve dahi kaçmanın ne olduğunu bizler yalnızca Yunanlıları Anadolu'dan kovduğumuzda görmüştük.
AKP, Türk Askerini şimdi aynı pozisyona düşürmenin izahını nasıl yapacak, bunun vebalini nasıl kaldıracaktır?
Bugün Süleyman Şah Karakolu'nu "tehdit" algılamasıyla boşaltan zihniyetin, yarın vatanın herhangi bir bölgesi ile ilgili tutumunun ne olabileceği de böylelikle ortaya çıkmış bulunuyor.
AKP'nin akıllara ziyan tavrına bakarak yarınlarda Akdeniz'deki adaları ya da Ege ve Trakya'yı Yunanistan'a, Doğu ve Güneydoğu'yu da Ermenistan ile PKK'ya "güvenlik gerekçesi" ile bırakmak mümkün olabilecektir!
* * *
Türk tarihinin hiçbir döneminde tek karış vatan toprağı dahi uğruna kan dökülmeden kaderine terk edilmemiştir.
Tek bir çakıl taşından dahi bu ölçüde vaz geçilmemiştir.
Kanla alınan hiçbir toprak "kansızlık" ederek hiçbir zaman geride bırakılmamıştır.
Vatan toprağının kaderine terk edilemeyeceğini bu millet en son İstiklal Harbi'nde göstermiştir.
O günkü kararlılık, Anadolu'ya "vatan dediğimiz" şiarın bugünlere kadar uzanmasını sağlamıştır.
"Vatanın her bir karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça kaderine terk edilemez." anlayışı bu topraklarda bugünlerde ezanın okunmasını, bayrağın dalgalanmasını mümkün kılmıştır.
Peki şimdi yapılan nedir Allah aşkına?
Koskoca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ufacık bir alanı dahi korumaktan aciz olduğu izleniminin yaratıldığının ülkeyi yönetenler ve askerin başında bulunan komuta kademesi farkında mıdır?
Vatan'ın aslında vaz geçilebilecek bir mevzu olduğunun algılamasının oluştuğunun idrakinde midir?
* * *
Çaresizliğin tanımı Türk Milleti için mümkün değildir.
Bu millet çaresizliğe çare olmak için binlerce yıldır var olmuş bir millettir.
Ancak şimdi geldiğimiz noktada kendi vatanını savunma konusunda "çaresiz kaldığı" imajı yayılmıştır.
Türk Milleti alnına çalınan bu kara lekeyi mutlaka temizlemelidir.
AKP'nin ucuz kahramanlık masallarının, Süleyman Şah Karakolu'nda bayrak indirilmeden, bir başka yere bayrak dikildiği söyleminin kabul edilebilecek bir yanı yoktur.
Asıl mevzu o bayrağı o karakoldan indirmemektir!
Ne yazık ki düşmana ya da teröristlere fırsat kalmadan bayrağı o vatan parçasından indiren AKP'nin rezil anlayışı olmuştur.
Şu işe bakınız ki Kandil'e Türk bayrağını dikemeyenler, Kandil'de bulunan teröristlerin yardımıyla Süleyman Şah Karakolu'ndaki bayrağı indirmişlerdir.
PKK'nın Suriye'deki kolu olan PYD'lilerden yapılan açıklamalara bakılırsa Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndan bayrağın indirilmesi operasyonu, IŞİD'li teröristlere karşı, PKK'lı teröristlerin desteği ile mümkün olmuştur.
Bu vahim iddia karşısında iktidar kanadından hiçbir açıklama gelmemesi hadisenin ne kadar elim olduğunu bir başka açıdan gözler önüne sermektedir.
Türkiye bu zillete daha fazla tahammül edemez.
Milletin emeğime ve ekmeğine göz diken rezil anlayışın sahipleri şimdi de milletin kendisine ait olan vatan toprağı ile ilgili olarak türlü kepazelikler sergilemeye başlamıştır.
AKP'yi iktidardan yollamak milli ve tarihi bir sorumluluktur.

NOT: Bir yanda Fırat'ımız şehit oldu, öbür yanda Fırat kenarındaki vatan toprağı elden gitti. Fıratlara bu bahtsızlığı yaşatanları Allah'a havale ediyorum. 
İzmir Ege Üniversitesi'nde, bölücü vatan haini teröristler tarafından şehit edilen Ülkü Ocakları Üniversite Sorumlusu, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na yüce Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve Milliyetçi -Ülkücü camiaya  başsağlığı diliyorum.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

.