12 Şubat 2015 Perşembe

ÜZERİNDE GÜNEŞ BATMAYAN HAREKET: MİLLİYETÇİ HAREKET



Milliyetçi Hareket Partisi Cumhuriyet dönemimizde 45 yıllık bir siyasi harekettir. Ama savunduğu fikir ve değerler itibari ile binlerce yıllık Türk Tarihini, kültürünü, dilini, inancını koruyan ve savunan bir siyasi harekettir. Bu yüzden ,''Üzerine güneş batmayan Hareket; MHP'' deyimini çok beğeniyorum. Milliyetçi Hareket Partisi'ni üstlendiği bu tarihi misyon itibari ile 45 yıllık bir siyaset geçmişi ile sınırlandırmak bu yüzden mümkün değildir. MHP, Orta Asya Türk varlığının, Selçuklu'nun Anadolu'ya gelişinin, Osmanlı'nın 3 kıtaya yayılışının günümüzdeki ruhu ve savunucusudur.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TÜRK'ÜN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞ İLE BAŞLAR
MHP'nin savunduğu Türk Milliyetçiliği; Türk'ün tarih sahnesine çıkışı ile başlamaktadır. Meydana getirdikleri medeniyetleri ;içte Milli Birliği sağlamaya yönelik gücü ve eforu, dışta Milli varlığı tehdit eden hususlara karşı top
yekün mevzi alma gücü ve hareketi sayesinde, her devire taşınmasını başarmıştır. Tarihsel misyon ve mirasını bu kutlu ideolojik jargon vasıtasıyla geleceğe aktarmasını her zaman başarabilmiştir.
ÜLKÜCÜLER GÜNÜMÜZÜN KUVAY-I MİLLİYECİLERİDİR
Ülkücüler dün ve bugün hep vatan savunması ruhuyla hareket etmişlerdir. Tıpkı Çanakkale gibi, İstiklal Harbi ve diğerleri gibi.. Ülkücü Gençler hep Kurtuluş Savaşı'nın Kuvay-ı Milliyetçileri ile aynı düşünceyi taşımışlardır.Kurtuluş Savaşı döneminde Batı ve ABD mandacısı ya da SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)sömürgesi olmak isteyenler vardı. Ama Kuvay-ı Milliye Hareketi Milli Devleti kurma yolunda mücadele verdi ve bu mücadeleyi çok ağır bedeller ödeyerek kazandı.
1944 YILI TÜRK MİLLİYETÇİLERİ İÇİN ÖNEMLİDİR
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda ve ilk yıllarında Türk Milliyetçisi ulu önder Atatürk bu fikrin önderi ve en büyük savunucusudur. Cumhuriyetin kuruluşundan ve ulu önder Atatürk'ün vefatından sonra mevcut ülke yöneticilerinin bu ideolojiden sapma göstermesi sonucu 1944 yılında, başını Nihal Atsız beyin çektiği bir gurup düşünür ve yazar aracılığı ile Türk Milliyetçiliği özellikle Türk Gençliği arasında yaygın bir ideoloji haline dönüşmeye başlamıştır. Bu dönemde görüyoruz ki, bu hareket bir devlet ideolojisi olmaktan çıkmış ve gençlik ağırlıklı bir halk hareketi haline dönüşmüştür. Türk Milliyetçiliğini savunduğu için dönemin(Aralarına Alpaslan Türkeş'in de olduğu) Türk Milliyetçilerinin gördüğü büyük ''Tabutluklar'' zulmünü hepimiz iyi biliyoruz.
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ VE MİLLİYETÇİLERİN PARTİLEŞME SÜRECİ
1960 yılından sonra Başbuğ Alpaslan Türkeş ile birlikte Türk siyasi hayatına giren Türk Milliyetçiliği ;kendi siyasal tanımlamasını ve adlandırılmasını yaptı. MHP partileşme sürecini başlatarak kültür Milliyetçiliğini farklı ama kalıcı bir motif olarak ortaya koydu .Alpaslan Türkeş ile birlikte CKMP'de başlayan Türk Milliyetçiliğinin siyasallaşma süreci isim değiştirerek Milliyetçi Hareket Partisi olarak yoluna devam ett.1970'li yılların ortalarından itibaren ise İslam'ın da savunuculuğu üstlenilerek Türk-İslam modeli ortaya konuldu.
1980 ÖNCESİ DÖNEMDE ÜLKÜCÜLER TÜRKLÜĞÜ VE İSLAM'IN EN ŞANLI SAVUNUCULARI OLDU.
Türk Milliyetçileri, Milliyetçi Hareket Partililer, Ülkücüler 1980 öncesi dönemde gerçekten tarihte eşi az görülür şanlı bir mücadele vermişlerdir. İsterseniz o dönemin manzarasına birlikte bakalım. Bir yanda Sovyetlerin başını çektiği Demirperde,diğer tarafta Amerika'nın başını çektiği Batı Bloku vardı. Türk Milliyetçileri, Ülkücüler kendi pozisyonlarını alarak bu yabancı ideolojilerle mücadele ettiler. Dün Türk Milleti Komünizmi benimsemediyse, onun esareti altına girmediyse veya böyle bir Komünist istila girişimi püskürtülebilmişse bunu sağlayan devlet güçleri değil, Ülkücüler olmuştur.
TÜRK MİLLİYETÇİLĞİ İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR
Bugün bir kısım malum mihrakların ''Ülkücüler 12 Eylül öncesi kullanılmıştır'' şeklindeki sözleri bilinmelidir ki fitne ruhunun eseridir. Maksadı Milliyetçiliği sulandırmak ,değersizleştirmek, bugün çok kullanılan o tabirle itibarsızlaştırmaktır. Bu gayret bugün hala sürmektedir. Bugün, ''Milliyetçiliği ayaklar altına aldım'' diyen zihniyet aynı fitnenin devamıdır.
KÜRESEL EMPERYALİZM'İN KARŞISINDAKİ TEK GÜÇ YİNE MHP'DİR
Tarihi gelişimin kısa bir özetlemesini yaptık. Görüldüğü gibi asırlardır Türk'ün düşmanları ve Türklüğü savunanlar vardır. Bugün tek kutuplu Küresel Emperyalizmin yıkıp yok etmeye çalıştığı Bağımsız son Türk Devleti T.C Devleti'nin tek savunucusu yine Türk Milliyetçileri, Ülkücüler ve onların tek siyasi organizasyonu olan MHP'dir.
ÜLKÜCÜLER UYANIK OLMALIDIR
Böyle bir dönemde Ülkücüler, Türk Milliyetçileri çok uyanık olmalı ve tarihi sorumluluklarını iyi bilmelidir.Unutulmamalıdır ki, bugün Türk Milliyetçilerinin tek lideri Devlet Bahçeli, tek fikir sitemi Türk Milliyetçiliği ve tek partisi MHP'dir.
(NOT: Türk Milliyetçiliğin tarihi gelişimi konusunda sürdürdüğüm bir araştırma çalışmasını bu konuda fikir beyan eden fikir önderlerinden yaptığım kısa alıntıları sizlerle paylaşmak istedim.Dilerim yazdıklarımız aydınlanma açısından yarar sağlar..

9 Şubat 2015 Pazartesi

BİZ ÖĞRENCİ GİBİ ÖĞRENCİYDİK

Birebir aynı olayları ve durumları yaşadım...
80'li yıllarda biz öğrenciydik ve nasıldık bir bakın:
Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez,

spor ayakkabıyla okula girilemezdi.

Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.
Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.
Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda "konuştuğun" (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.
Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların - eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.
Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.
Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.
Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.
Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.
Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.
Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydanloueres, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.
Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.
Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.
Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.
Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.
Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.
Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik...
Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde hayat, şimdikiler gibi kayıp kuşak değildik. Hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik...

8 Şubat 2015 Pazar

TÜRK OCAKLARI'DAN TARİHİ İHTAR!

Türk Milletine Sözümüzdür!
Aziz Türk Milleti,
Son yıllarda ülkemizde ve çevremizde yaşananlar Türkiye'yi tarihî bir kavşağa getirmiş bulunmaktadır. Bir başka önemli tarih kavşağında, bu vatanda ecdadımızın kurduğu ve âleme adalet ve nizam verme ülküsünü altı  asır boyunca taşımış olan Osmanlı Cihan Devletinin parçalanmaya yüz tuttuğu günlerde, 190 Tıbbiyeli gencin Türk milliyetçisi büyüklerine başvurusu üzerine kurulmuş olan Türk Ocaklarının bugünkü  yöneticileri olarak aşağıdaki hususları Türk Milletinin ve kamuoyunun dikkatine sunmayı tarihî bir görev sayıyoruz:
1-Verdiği Millî Mücadele ile Devlet-i ebed-müddetin, millî, üniter yapıda bir Cumhuriyet olarak devamını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanlarının aziz hatıralarına, Türk milletinin birliğini, Türk tarihini, vatanımızı kanlarıyla yoğuran şehitlerimizi sembolleştiren bayrağımıza yapılan saldırı ve hakaretlere dur denilmelidir.
2-Çözüm süreci bahanesiyle, ülke topraklarının bir bölümünde terör örgütünün kurduğu fiilî hâkimiyete acilen son verilmelidir.
3-Cumhurbaşkanı'nın PKK'nın Suriye kolu PYD'yi terör örgütü ilan eden beyanlarına rağmen Ayne'l-Arap(Kobani)'ta ABD'nin hava saldırıları sonunda IŞİD'in yenilgiye uğratılmasının parsasını toplayan bölücülere selam göndermek anlamına gelen beyanlardan kaçınılmalıdır.
4-Sözde soykırım iddiaları ile tarihimize ve ecdadımıza leke sürülmesine izin verilmemeli, bu vatanı bize emanet eden şühedanın ruhları incitilmemelidir.
5-Genel seçimlerin sağlıklı bir ortamda yapılması sağlanmalı, millî iradenin tecelli edeceği Meclisin vesayet altına alınmasına yol açacak sistem değişikliği arayışlarından sakınılmalıdır.
6-Ortadoğu'daki kargaşada tek dayanağı Türkiye olan Irak ve Suriye Türkmenlerinin vatanlarında bütün haklarına sahip olabilmeleri için gereken siyasî ve askerî destek sağlanmalı, Türkiye'de yaşayan Türkmenlerin meselelerine acil çözüm bulunmalıdır.
7-Tarihî tecrübenin bir neticesi olarak kurulan millî devlet yapısı, gerçeklerle örtüşmeyen, yanlış ve saptırılmış bir Osmanlı tarihi algısına dayalı fantezilerin kurbanı edilmemeli; Türkiye'nin tarihinden aldığı ilhamla Türk dünyasına, İslâm âlemine ve bütün insanlığa sunabileceği medeniyet birikimi, maceracı politikaların söylem aracı haline getirilmemelidir.
8-Millî birliğimizi zedeleyen, hukuk devleti yolundaki ilerleyişi akamete uğratan, eşit yurttaşlık temelinde demokratikleşme yerine grup ve cemaat yapılarını öne çıkaran siyasetler terkedilmelidir. Geleceğimize, tarihimiz, kültürümüz ve evrensel demokratik değerler ışığında yön vermeliyiz.
9-Türk Ocakları olarak diyoruz ki, bin yıllık Türk vatanını, Türkiye'yi böldürmeyeceğiz. Türk bayrağını indirmeye kalkan eller kırılacak, bayrak inmeyecek, ezan susmayacaktır. Aksini tasarlayan gafillere ve hainlere yakın ve uzak tarihimize bakmalarını salık veririz.
Aziz Türk Milletine sözümüzdür.
TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİ