22 Nisan 2017 Cumartesi

TAVŞAN DEMOKRASİSİ, TENCEREDEKİ KURBAĞA SİSTEMİ


Birçoğumuz halen anlam veremiyor, nedenini kavrayamıyor, bir ümitle düzeleceğini umuyoruz.
Sadece Türkiye’de değil birçok ülkede Küresel Sömürgenlerin istekleri doğrultusunda ekonomik ve sosyolojik uygulamalarla yeni sistemler kuruldu. ABD’li Francis Fukuyama’nın dünyada liberalizmin egemen olması zorunluluğunu ilan etmesi ve Samuel Huntington’un Medeniyetler çatışması teziyle, küresel sömürgenler kolları sıvayıp, adına neoliberalizm diyebileceğimiz bir sitemle serveti tabandan tavana pompalayıp, sermayeye hükmedip, küçük azınlıklar ve maraba, köle haline getirilmiş büyük kalabalıklar oluşturma yoluna gittiler. Bu sistem birilerinin lehine halen tıkır tıkır işliyor.
Zenginlik usulca tabandan tavana pompalanırken, elimize karın tokluğumuzu ve bir de yalanlara yanlışlara boğulmuş dini tutuşturup; eğitimsiz, yeteneksiz, amaçsız, idealsiz, milliyetsiz, organize olamayan sadaka toplumu yaratılıyor. Bunun doğal sonucu olarak cemaatler, tarikatlar gırla gidiyor ve bu yolla da imtiyazlıların zenginlik, güç ve nüfuzlarını güçlendiriyorlar.
Vatandaş, ilkokul 2. sınıfta başlayan sınavlara, çocukların gençlerin eğitim adı altında beyinlerinin harap edilmesine anlama veremiyor, her geçen gün yaşam alanının daraldığını, kendisi, ailesi, ülkesi hakkında karar mekanizmalarından usulca tecrit edildiğini ve bu yolda ne kadar mesafe kat edildiğini göremiyor.
Onlarca televizyondan yapılan dini yayınlarla kendisini Allah yerine koyup eline sadece inanç ekmeğini verenleri, amaca uygun algı yönetimi yapanları ve manipülasyon ustalarını, bunların asıl patronu olan, bu dünyayı dizayn etmeye çalışan neoliberal sömürgenleri ve yerli uşaklarını göremiyor, bunların ağında ağında sadece sıradan bir balık olduğunu kavrayamıyor.
Bugün itibariyle üniversitelerin, en iyi ihtimalle sadece karın tokluğuna bu sömürgenlere hizmet için maraba yetiştirmek amaçlı kurumlara dönüştüğü anlaşılamıyor. Kaldı ki karın doyuran üniversite de sadece bazı üniversitelerdir. Çoğu üniversite de sistemin marabalarını belirli bir yaşa kadar oyalayıp, iyice çaresiz bırakmak için vardırlar.
Bana inanmıyorsanız etrafınıza, dönüp bir kendi çocuklarınıza, yakınlarınızın çocuklarına bakınız.
Üniter yapılar bitiriliyor/bitirildi, millet kavramı geri bir düşünce ilan ediliyor/edildi, herkes yalnızlaştırılıyor. Çünkü sistemi kuran ve çalışmasını sağlayan, her hükümeti, her partiyi dizayn eden küresel sömürgenler için marabanın, kölenin milleti, devleti, partisi, cinsiyeti, mensubiyeti iğne ucu kadar önem arz etmemektedir.
Demem o ki; tencerede usul usul haşlanan kurbağalar olduk. Haşlandık, zıplayamıyoruz, uyanamıyoruz, çaresiz, takatsiz bırakıldık...
Haaa; bir de demokrasi denilen, sadece sandıktan çıktığına inanılan/inandırılan bir teranemiz var ki, kimsecikler dip ve taban sınırlarını çizemediği gibi tanımlayamıyorda. Demokrasi denilen bu kavram körlerin fili tanımlamasına benziyor; karnına dokunan duvar, kuyruğunu tutan süpürge diyor.
Birilerinin önceden seçip belirlediği kişilere "oy" denilen kağıdı verince, kendi yönetimimizi seçtiğimize, demokrasiye sahip olduğumuza inanıyoruz/inandırılıyoruz nasıl oluyorsa. Bir de büyük beklentiler içine giriyoruz ki deme gitsin...
Bu sandık demokrasisine inanıyorsanız, şapkasından tavşan çıkaran