GÜZEL AHLAK

Güzel ahlakı yaşamayı amaçlamayan yüzeysel kimselerin nezaketten uzak üslup ve davranışlarını samimi müminlerde görmek mümkün değildir. İçinde Allah aşkı ve korkusu taşıyan bir insanın davranışları, çevresindekilere rahatlık verir. Sözleri kalplere hitap eder; sohbetinden nur akar, insanlarda sıcaklık oluşturur.
Samimi, mütevazı, ince düşünceli, şefkat ve merhametli, güzel sözlü, hoşgörülü ve nezaketli olmak İslam adabıdır; müminlerin Kuran’da övülen önemli özelliklerindendir. Kaynağında insana saygı, hürmet ve değer verme vardır. Ancak asıl amaç insanların beğenisini kazanma yönünde değildir. Müminin amacı her durum ve olayda olduğu gibi Allah’ın rızasının en fazlasıdır. 
Peygamberimiz (sav) dönemindeki bir kısım Bedevîler gibi, bugün de din ahlakının inceliklerini kavrayamayan sığ yapıda insanlar oldukça fazla sayıdadır. Kur’an’ın tarif ettiği ve Peygamberimiz(sav)’in hayatında en güzel örneklerini gördüğümüz kaliteyi ve modernliği yaşayamayan kimseler, imanî zafiyet içindedirler, dar düşünce yapısına sahiptirler. Bu nedenlerle Kur’an ahlakını yaşamlarına uygulayamazlar. 
Ağızları kilitlenmiştir adeta; Allah aşkından, sevgi, şefkat ve merhametten söz edemezler. Fitne çıkarır, nefret saçarlar. Kin ve öfke dolu karanlık ruh halleri bakışlarından, konuşmalarından, espri anlayışlarından, estetik ve güzellikleri takdir edemeyen kaba tavırlarından açıkça anlaşılır.
Allah’a ve Resulullah (sav)’e aşkını, Allah’ın yarattığı güzelliklere sevgiyi anlatmalı Müslüman. Sevgiyi yaşayamamak, ifade edememek korkunçtur. İnsanın imanı arttıkça sevgisinin gücü de artar. Allah, samimi isteyen kulunun kalbine bu nimeti ilham eder. 
Kıstasımızı Kur’an’a göre belirlemeli ve her davranışımızın Allah Katında beğenilen bir salih amel olması için çaba göstermeliyiz. Çünkü Allah konuşmada, davranışta ve düşüncede hep en güzelin aranmasını buyurur. 
Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. (Ali İmran Suresi, 148)