NASUH TÖVBESİ

Tövbenin en makbulü kalp, akıl, irade, vicdan ve bütün azalarla yapılan “nasuh” tövbesidir.

Tövbe, dönmek demektir. Nasuh, içi ve dışıyla samimi olmaktır. Nasuh tövbesi, samimi olarak Yüce Allah’a dönmektir. Bu dönüş iç ve dışla olur. Kalp tövbe ettiği gibi, kalıp da günahtan uzaklaşmalıdır. Nasuh tövbesi, Yüce Allah’ın razı olmadığı gizli-açık, büyük-küçük, zahirî-bâtınî bütün günah çeşitlerini terk etmeye kesin karar vermektir. Kısaca nasuh tövbesi, Yüce Allah’a dost olmaktır.

Hasan el-Basrî (k.s), nasuh tövbesinin nasıl oluştuğunu şöyle belirtir:

“Nasuh tövbesi, kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfara sarılmak, azalarla günahları terk etmek ve bir daha günaha dönmemeye kesin karar vermektir.”


Bütün tövbe çeşitleri, “nasuh” tövbesine ulaşmak için yapılır. Kendisine nasuh tövbesi nasip olan kul, Yüce Allah’a tam yönelmiş olur. Gizil açık bütün hallerinde edebe dikkat eder, kalbi takva nurları ile aydınlanır, nefsi bu nurların şuası altında yumuşar, uslanır, hakka kolayca itaat eder. Bu hâle ulaşan insan ihsan mertebesiyle şereflenir. İhsan, kalbin Allahu Teala’yı görüyormuş gibi bir şuur ve hassasiyete sahip olmasıdır. Arifler buna müşahede hâli diyorlar. Bütün terbiye çeşitleri böyle bir sonucu elde etmek içindir.

İbadet, zikir, nefisle mücadele ve bütün hizmetler, gerçek tevhide ulaşmak için yapılır. Gerçek tevhid, kalpte Yüce Allah’ın razı olmadığı hiçbir arzu, hedef, korku ve sevginin kalmamasıdır. Bu hâl, nasuh tövbesinin sonucu oluşacak bir irfan ve zevktir.

Kulun, her şeyi ile, içi ve dışıyla Allahu Teala’nın emirlerine teslim olması kolay değildir. Bunun için Yüce Mevlamız (c.c), ilk günahta yolu kapatmıyor, aciz kullarına rahmet edip mühlet veriyor ve sevgiyle kendisine dönüşlerini bekliyor.

Eğer Yüce Rabbimiz kullarını ilk kusurlarının peşinden yakalayıp cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde ikinci kez günah işleyecek canlı kalmazdı. Rahmeti gazabını geçen Rabbimiz, kusurlu kullarından samimi tövbe istemekte, böyle bir tövbeyle huzuruna gelene affını ve cennetini müjdelemektedir.

İşte, ilahi emir ve müjdeler:

“Ey iman edenler! Nasuh bir tövbe ile Allah’a tövbe ediniz. Bunu yaparsanız Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlerine koyar.”Tahrim 66/8.

“Ancak tövbe ve iman edip salih amel işleyenlerin Allah, kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok affedici ve çok acıyandır.”Furkan 25/70.

Hz. Ali (k.v), gerçek bir tövbenin nasıl oluştuğunu şöyle belirtir:

“Kimin kalbi körelirse, Allah’ın zikrini unutur, hakka değil zanna uyar. Kalbi körelen kimse tövbe etmeden ve boyun bükmeden mağfiret olmayı ister. Halbuki sadık ve samimi bir tövbenin farzı, günahı ikrar, zülmü itiraf, nefsin kötü arzularına kızmak, onu haram işlerdeki ısrarından vazgeçirmektir. Ayrıca haram gıdadan kurtulmak da farzdır.

Tövbenin bir farzı da, istikamet üzere emre uymak ve yasak şeylerden kaçınmaktır. Gerçek istikamet, kulun bütün hayatı boyunca, daha önceki gibi sakat ve bozuk şeylere düşmemek, bütünüyle Allah’a yönelmiş kimselerin yoluna tabi olmak, kendini eski hâline dönderecek cahillerle arkadaş olmamak, sonra, batılla meşgul olduğu günlerde ifsat ettiklerini islah ile uğraşmak ve böylece salihlerden olmaya çalışmaktır.”

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

.